26 Aralık 2010 Pazar

BEN BANUYUM

Blog başlığını görenler, “amma ukala kadın. Sanki çok bulunmaz bir ismi var ya da marka da ‘banuyum, banuyum’ diyip duruyor “ diye düşünebilirler. Ancak peşinen söyleyeyim, böyle düşünen ilk kişiler olmayacaklar.
 Blogun, kendi hakkımda bilgileri içeren bölümünü doldurmadım henüz. Bu ilk yazı biraz da benim ile ilgili fikir verecek galiba.
Yaklaşık 13 sene evveldi, mesleğe yeni başlamış bir haber spikeriydim o zamanlar. Atv’nin kardeş kuruluşu Radio city bünyesindeki radyolarda çalışıyordum. Üç radyoda birden, her saatbaşı haberleri aktarmak, üstelik de bunları yazıp hazırlamaktı görevimiz. Ciddi bir tempo gerekiyordu ve bu, yayındaki tavrımıza da yansıyordu. Yanlış anlaşılmasın. Acemilikten değil. Radyoyu yönetenler öyle istiyordu. Toplam 1,5 dakikada olan biten ne varsa bildirmek lazımdı. Düşünün, bunu Türkiye gibi bir ülkede, hem de genel seçimin yaklaştığı bir dönemde yapıyorsunuz. Biz iki spiker motor takmış gibiyiz. Haberin başlangıç anonsu rahat 15 saniye zaten. “kiss fm , atv ve sabah haber merkezlerinin hazırladığı 15 haber bülteni ile karşınızdayız. Ben Banu Yüm.”
İşte “blog başlığı” bu anonsla ortaya çıktı. Sürat o kadar arttı, o kadar arttı ki… Birgün yayından çıktım, baktım dünya tatlısı yayın sekreterimiz Gülhan abla, o en kibar sesi ile telefonda birini ikna etmeye çalışıyor. “ama efendim, spikerin soyadı bu. Kendisi ne yapsın?” sözleri kulağıma çalınınca, benimle ilgili bir arıza olduğunu anladım. Sinirden kızarmış, hayli zorlanmış ablamız konuşmayı bitirdi, telefonu kapattı ve patlattı kahkahayı.
Orta yaşlarını geride bıraktığı ve “ajans” dinlemeye bir hayli meraklı olduğu anlaşılan bir dinleyicimiz meğer başladığımdan beri beni takip edermiş. Hayranlığından değil tabi, bana bir tür, nasıl desem? “Kıl olmuş”. Gülhan Ablaya çemkirip durmuş “bu kızın hiç utanması yok mu? Tamam efendim biz de adımızla gurur duyarız ama ben şuyum-buyum diye dolaşıyor muyuz? Başladığından beri bıkmadı usanmadı ‘ben BANUYUM ben BANUYUM’ DEMEKTEN. Banuysa Banu! Bizi ne alakadar eder” Kibar sekreterimiz “ama  o adını soyadını söylüyor beyefendi” deyince de “o ne biçim soyadı öyle??!! Böyle isim mi olurmuş?!” diye bağırıp telefonu yüzüne kapatmış.
İlahi amcacığım. Önce sabırla beni dinlediğiniz, ardından da üşenmeden arayıp eleştirerek yıllar sonra yazmaya karar vereceğimi  benim bile bilmediğim bloguma isim koyduğunuz için çok teşekkür ederim. Adını siz verdiniz, yaşını Allah versin. Evet ben BANUYUM.  İşinize gelirse…
NOT: Sevgili Radio city yöneticileri Ayça ve Cüneyt Ortan. Dinç Bilgin’den gelen “haberler çok süratli okunuyor, tempoyu düşürün” uyarısının müsebbibi ben değilim. Canım Hocam Tuna Huş’tur. Bilginize.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder