13.07.2005
DEĞERİNİ ANLAMAK
Klasik bir sözdür, ’’her şeyin değeri kaybedildikten sonra anlaşılır’’ Sağlık, para, aşk, yakınlarımız, huzur vs. her şey yitirilince önemli olur bizim için. İşimiz vardır, ortalamanın üstünde de gelirimiz, sağlığımız da maşallah yerindedir ama nedense yetmez bunlar bir türlü...
Daha çok çalışmalıyım çünkü.. daha çok kazanmalıyım çünkü... daha güzel olmalıyım çünkü lerin arasında, bulunduğumuz anın tadını kaçırıveririz marifet gibi.
Sonra, olur ya, bunlardan birini ya da birkaçını yitiriveririz ve döner o günlere bakarız imrenerek. "Şimdi önceden kazandığım paranın yarısını kazansaydım şunu yapardım" halbuki iki katını kazanırken soğan ekmek yiyordun, tatil kelimesini aklına dahi getirmiyordun. "sağlıklı olsaydım deniz kenarına inip ayaklarımı suya sokardım" sen yıllardır deniz kenarında oturuyorsun.. soksaydın. Bir kere dönüp baktın mı acaba o denize, martılara... bir kere olta salladın mı balıklara? kim tuttu seni? "burnum istediğim gibi olsaydı hayal ettiğim makyajı yapardım hem de rahat nefes alırdım" bir dakika!! Geçen sene o burun estetiği ameliyatını sen istememiş miydin? Hem de ısrar kıyamet!? Üstelik doktorunun ve sevgilinin tüm uyarılarına rağmen?
Ameliyat deyince, seneler önce geçirdiğim operasyon geldi aklıma... çocukluğumda yaşadığım bir trafik kazası sonucu bacağımda şekil bozukluğu meydana gelmiş, bu sorun zaman içinde giderek artmıştı. O yıllarda ne yazık ki ortopedi alanında pek bir ilerleme yoktu. Ameliyat olduğum takdirde bacağımda gelişme sorunu yaşanabilirdi. Üstelik kemik veremi denen bir illet vardı ki, bu tür hastaların ve doktorlarının başlıca kabusuydu. O nedenle ailem ve ben, hem teknolojinin ilerlemesini beklemek hem de bu hastalıktan korktuğumuz için ameliyata yanaşmadık. Zaten bıçaksız tedavi de olabilecek en iyi sonucu vermişti. Yürüyebiliyordum en azından ve bacağım, benimle beraber, büyüyordu...
Gelin görün ki genç kızlığa geçip "kendini beğendirme" kavramı ile tanışınca işler değişti. Sene 80’ler.. mini etek ve streç pantolonlar moda. Ama benim bir bacağım artık diğeri gibi gelişmiyor, eğrildikçe eğriliyor. Ve neredeyse diğerinin yarısı incelikte... sokakta laf atılması büyük hadise. benim için daha farklı anlamlar taşıyor, çünkü atılan laflar komplimandan çok aşağılama ifadeleri içeriyor. Bir de gözünüzde şişe dibi gibi gözlükler varsa kendinizi iyi hissetme şansınız hiç yok. Aldırmamaya çalışıyorsunuz.. ne diyor büyükler “beterin beteri var”...
Ben o dönemler fark etmemişim. yıllar sonra bu sataşmaların ne kadar derin izler bıraktığını anladım. Beterin beteri var sözünü hep tekrarlıyordum ama o beterin ne olabileceğini bilmiyormuşum demek.
Derken tıp ilerledi, ortopedi alanında mucizelere imza atılmaya başladı. Artık vakti gelmişti. Ben de bu durumumdan kurtulacaktım. Dünyalar tatlısı doktorumla görüşmelerin ardından tetkiklere geçildi.
Bilenler bilir, "ortoröntgenografi" denen bir röntgen çeşidi var. Sağlam kemiğinizle hasta olanı birbiri ile karşılaştırarak görüntülüyor. Çapa tıp fakültesinde çekiliyordu o dönem. Gittim. Sıra yokmuş hemen içeri aldılar. Mütehassıs, beni cihazın tam karşısına gelecek bir yere oturttu ve film almak için yanımdan ayrıldı. Ben de az sonra üzerine çıkacağım bu aleti incelemeye başladım. Yerden 15-
Bu çengeller de nedir? Kasap mı burası? Ne oluyor demeye kalmadı kafama çekiç yemiş gibi oldum! Ne zannediyordum? Oraya herkesin güle oynaya, yürüyerek gelebildiğini mi?!! Yukarıda eski bir doktor arkadaşı ile çay içip sohbet ettikten sonra aşağı gelip röntgen çektirdiğini mi?
Yürüyemeyecek kadar hasta olanları asıyorlardı o kayışlara... dik durabilmesi için. Üstelik bir çoğu için bu çabalar, tetkikler sonuç vermeyecekti yani benim gibi ümitleri de yoktu...
Elinde az sonra kullanacağı filmlerle içeri giren röntgen uzmanı beni çengellere dehşetle bakarken görünce, ‘merak etmeyin’’ dedi telaşla.. "sizin onlara ihtiyacınız yok."
O ana kadar tuttuğum nefesimi "çok şükür" diye bırakıvermişim.
"Allah kimsenin ümitlerini elinden almasın" dediğimi hatırlıyorum. "Amin" demişti röntgen uzmanı gülümseyerek "amin"
Sanıyorum gerçek anlamda şükretmeyi o zaman öğrendim. başkaları için dua etmeyi de.. öğrendim de her zaman becerebiliyor muyum? Tabi ki hayır!
Bu arada o çabalar bende sonuç verdi çok şükür.. kimin şifa dileği varsa tez vakitte kabul edilmesini dilerim. Yürekten sevgilerimle..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder